mazlum çocukların resimleri

çocukluk yaşatıyorum içimde, kalbimin derinliklerinde
Bir şehir kurdum yüreğimde, adını umut şehrini koydum.
Ve dünyanın tüm mazlum çocuklarını, bu umut şehrine yerleştirdim.
Tek tek, özenle seçtim bu şehrin tüm çocuklarını,
İçimdeki mazlum çocukluğu da kattım bu umut şehrine.

Ve bir çocuk gördüm Kudüs’te,
Bir çocuk ki, çocukluğunu hiç yaşamamış,
Oyuncak nedir bilmeyen, oyunlardan, uçurtmalardan habersiz.
Minik ellerinde kalem yerine taş tutan.
Gökyüzünde uçurtma yerine, öfkesini uçurtan.
Kudüslü mazlum çocuk!
Ve bir çocuk ki Çeçenyalı;
O da çocuk olduğunun farkında bile değil,
Ülkesi gibi yüreği de işgal edilmiş bu mazlum çocuğun,
Yüzünde masumiyetliğin izleri silinmiş,
Hüznün, acının izleri var,
Ne olduğunu dahi bilmediği boş mermi kovanlarını,
Kendisine oyuncak yapan Çeçenyalı bir çocuk!


Ve bir çocuk gördüm Afganistanlı;
Bu da bambaşka bir çocuk,
Küçük bedeninde koca bir yürek taşıyor.
Babasının kanlı cesedi başında dimdik ayakta
Başını kaldırmış gökyüzüne, intikam yemini haykırıyor.
Omzunda boyundan büyük silahı,
Dudaklarında tekbir getiren Afganlı çocuk!

Ve bir çocuk ki Bosnalı;
Bu da diğer masum çocuklar gibi, bir fark yok.
Öksüz kalmanın burukluğunu hissediyor minik yüreğinde.
Açlıktan bükülen beli, kokan nefesi açlığa aldırmıyor.
“Anne, anne” diye dudaklarından acı bir feryat dökülüyor.
Gözlerinde inci tanesi yaşlar,
Annesinin kanlı örtüsüyle siliyor gözyaşlarını.
Kollarını açarak sarılıyor o cansız, kanlar içindeki bedene
Ve anne şefkatini arıyor.
O cansız soğuk bedende Bosnalı öksüz çocuk.
Ve bir çocuk gördüm dünyanın her yerinde
Görünüşü bile çok şey anlatmaya yetiyor
Açlıktan zayıf düşen körpe bedeni
Onun da var bambaşka bir derdi.
Açlık, sefalet, çıplaklık boynunu bükmüş,
Ayakları pabuçsuz, midesi boş…
Oyuncağı olmayan yoksul bir çocuk kenar mahalleli
Gözleri yolda babasının elleri boş döneceğini,
Bildiği halde cam kenarında bekleyen sefil bir çocuk!
Ve bir çocuk ki Filistinli, Keşmirli, Cezayirli, Afrikalı, kenar mahalleli…
Bu mazlum çocukların kaderi hep aynı,

Acı, hüzün, gözyaşı.
Bakışlarından umut pırıltıları silinmiş,
Sönük, aciz bir bakışla bakıyorlar hayata.
Yüzlerinde çaresizliğin, ümitsizliğin izleri var.
Geleceğe dair hiç umutları kalmamış bu masum çocukların,
İşte ben bu yüzden, bu çocuklar için bir şehir kurdum yüreğimde.
Adını “UMUT” koydum.
Rengârenk güllerle süsledim bu şehrin girişini.
Oyuncaklar, uçurtmalar yerleştirdim umut şehrinin caddelerine,
Kötülüklerden, zulümlerden, acılardan sefaletten arındırdım tüm sokaklarını.
Gökyüzünü mavilere boyattım.
Dağlarını, yolarını, tanklardan, bombalardan, temizlettim.
Ne bir ceset, ne bir çığlık, ne bir açlık, ne de bir gözyaşı bıraktım.
Bir şehir kurdum yüreğimde adını “UMUT” koydum.
Ve dünyanın tüm mazlum çocuklarını, bu umut şehrine yerleştirdim.
__________________
 






























UMUT ŞEHRİNİN MAZLUM ÇOCUKLARI
 
Bir çocukluk yaşatıyorum içimde, kalbimin derinliklerinde
Bir şehir kurdum yüreğimde, adını umut şehrini koydum.
Ve dünyanın tüm mazlum çocuklarını, bu umut şehrine yerleştirdim.
Tek tek, özenle seçtim bu şehrin tüm çocuklarını,
İçimdeki mazlum çocukluğu da kattım bu umut şehrine.

Ve bir çocuk gördüm Kudüs’te,
 Bir çocuk ki, çocukluğunu hiç yaşamamış,
Oyuncak nedir bilmeyen, oyunlardan, uçurtmalardan habersiz.
Minik ellerinde kalem yerine taş tutan.
Gökyüzünde uçurtma yerine, öfkesini uçurtan.
Kudüslü mazlum çocuk!


   Ve bir çocuk ki Çeçenyalı;
O da çocuk olduğunun farkında bile değil,
Ülkesi gibi yüreği de işgal edilmiş bu mazlum çocuğun,
Yüzünde masumiyetliğin izleri silinmiş,
Hüznün, acının izleri var,
Ne olduğunu dahi bilmediği boş mermi kovanlarını,
Kendisine oyuncak yapan Çeçenyalı bir çocuk!
   
Ve bir çocuk gördüm Afganistanlı;
Bu da bambaşka bir çocuk,
Küçük bedeninde koca bir yürek taşıyor.
Babasının kanlı cesedi başında dimdik ayakta
Başını kaldırmış gökyüzüne, intikam yemini haykırıyor.
Omzunda boyundan büyük silahı,
Dudaklarında tekbir getiren Afganlı çocuk!


   Ve bir çocuk ki Bosnalı;
Bu da diğer masum çocuklar gibi, bir fark yok.
Öksüz kalmanın burukluğunu hissediyor minik yüreğinde.
Açlıktan bükülen beli, kokan nefesi açlığa aldırmıyor.
“Anne, anne” diye dudaklarından acı bir feryat dökülüyor.
Gözlerinde inci tanesi yaşlar,
Annesinin kanlı örtüsüyle siliyor gözyaşlarını.
Kollarını açarak sarılıyor o cansız, kanlar içindeki bedene
Ve anne şefkatini arıyor.
O cansız soğuk bedende Bosnalı öksüz çocuk.
   

Ve bir çocuk gördüm dünyanın her yerinde
Görünüşü bile çok şey anlatmaya yetiyor
Açlıktan zayıf düşen körpe bedeni
Onun da var bambaşka bir derdi.
Açlık, sefalet, çıplaklık boynunu bükmüş,
Ayakları pabuçsuz, midesi boş…
Oyuncağı olmayan yoksul bir çocuk kenar mahalleli
Gözleri yolda babasının elleri boş döneceğini,
Bildiği halde cam kenarında bekleyen sefil bir çocuk!

   Ve bir çocuk ki Filistinli, Keşmirli, Cezayirli, Afrikalı, kenar mahalleli…
Bu mazlum çocukların kaderi hep aynı,
Acı, hüzün, gözyaşı.
Bakışlarından umut pırıltıları silinmiş,
Sönük, aciz bir bakışla bakıyorlar hayata.
Yüzlerinde çaresizliğin, ümitsizliğin izleri var.
Geleceğe dair hiç umutları kalmamış bu masum çocukların,
İşte ben bu yüzden, bu çocuklar için bir şehir kurdum yüreğimde.
Adını “UMUT” koydum.
Rengârenk güllerle süsledim bu şehrin girişini.
Oyuncaklar, uçurtmalar yerleştirdim umut şehrinin caddelerine,
Kötülüklerden, zulümlerden, acılardan sefaletten arındırdım tüm sokaklarını.
Gökyüzünü mavilere boyattım.
Dağlarını, yolarını, tanklardan, bombalardan, temizlettim.
Ne bir ceset, ne bir çığlık, ne bir açlık, ne de bir gözyaşı bıraktım.
Bir şehir kurdum yüreğimde adını “UMUT” koydum.
Ve dünyanın tüm mazlum çocuklarını, bu umut şehrine yerleştirdim.


Ya sen dünya! Sen ne yaptın?
Bu masum çocuklar için.
Bir bataklık oldun, çektin o masumları bataklığına.
Zulmün bataklığında boğdun, kirlettin dünyalarını.
Kimilerini cansız, kimilerini yetim, öksüz, aç, sefil,
Kimilerini de evsiz, barksız bıraktın.
Çaldın en masum, en art niyetsiz hayallerini onların.

   Ve sen ey dünya!!!
Bu kadar zulüm ve canavarlık varken, sen hâlâ;
Bugünün çocukları, yarının büyükleri diyorsan,

   UTAN EY DÜNYA, UTAN KENDİNDEN…
   İNSANLARINDAN VE iNSANLIĞINDAN[/size]












Yorum Yaz